SIR HOCA KİMDİR

Bir dostu bekliyorum; Yüce Dostu hatırlatan güzel insanı. Allah rızası için adanmış bir hayat. Bu dünyanın kuşatmaları karşısında bozulmayan istikamet. Eylem: sürekli hareketlilik; eğer tünelin ucunda bir hayır varsa zamanının tümünü o ışığa ulaşmak için harcayabilir.

Üstün bir edep, değer verdiği bir büyüğün yanında ashabın Peygamberimizi (s.a.v.) dinlerken üzerlerine kuş konsa ürkmeyecek sükuneti. Ben yumuşaklığı ondan öğrendim; biri konuşurken cevap vermek için acele etmemeyi , o kişiyi tüm cümleleri bitene kadar dinlemeyi. İlk tanıştığı kişiyi özenle dinlediğini görünce insan ancak böyle tanınır, dediğim çok olmuştur. Dinlemeden , anlamadan reçete uzatmamayı onun yanında kavradım. İnsan fıtratlarının farklı oluşunu, her insanın kendine göre özellikleri olacağını onun yanında idrak ettim. Öz nefsimi eleştirebilmeyi ondan öğrendim; kendi nefsine batırdığı sanki çuvaldız değil de bir mızraktı. Konuşurken kendi nefsine konuşmasını ve en günahkarın kendisi olduğunu hissettirmesini unutamam. Çünkü bizler çoğu zaman birilerinin yanında kendimizi günahkar, onları sevapkar hissediyoruz ve dipsiz günah kuyularına yuvarlanıyoruz. Ben hiçbir zaman bu kuyudan çıkamam , baksana adam nasıl dört dörtlük yaşıyor. Dur! kardeşim herkes insan ve imtihanlar türlü türlü. İnsanın insan ile olan sınanması kendine yeter de artar bile.

İlim bir insanı ancak bu kadar yükseltebilir. Yükselmenin sırrı; “Bilmediğini bildiğinden midir?” Onun karşısında büzüşme gereği hissetmezsiniz. Acaba şunu sorsam kızar mı, bu konuyu da mı öğrenemedin der mi diye düşünmezsiniz. Her daim nefsi aşağıda ilmi yukarıdadır , tam irfan ehli bir kişilik örneği. Öğrenen, anlayan, yaşayan , paylaşan bir insan. Yanında birkaç dakika durursanız mutlaka bir şey öğrenirsiniz; çünkü öğretmek onda bir yaşam biçimi haline gelmiştir.

Kaç ilim ehli bugün; kendi çevresiyle, esnafla, memurla, amirle, işçiyle, köylüyle, öğretmenle, öğrenciyle… kısacası tüm halk ile muhabbet kurabiliyor? Benim anlatmaya çalıştığım İNSAN bu iletişimi sağlayabiliyor ve bunu yaparken tek sermayesi samimiyeti. Görüşmeler sırasında hiç yapmacıklıkta görmedim, zaten ihlasın olduğu yerden tüm sahtekarlıklar kaçar. Onunla şehir içinde yürümek biraz zordur, birkaç adım attığınızda biri gelir ve sarılır. Yanındaysanız size de sarılırlar ve sizde kucak açarsınız; çünkü hepsi güzel insanlar. “Bu insan kıtlığında nereden bulur bu kadar insanı diye düşünebilirsiniz.” Fakat o bu cümleyi kurmadığı için buluyor bunca güzel insanı. Bir mıknatıs gibi tüm güzel insanları kendine çekiyor, eksiği olan yok mu? Vardır tabi ki, insan bu eksik varlık, tamamlanmaya gelmedi mi bu aleme. Fakat samimiyette eksiklik olmaz, adama az samimi orta samimi diyemeyiz. Bir adam ya samimidir ya da samimiyetsiz, ya adildir ya da zulümkar. Bu şuna benziyor, mümin günahkar olabilir ama yalancı olamaz. İnsan eksik ve hatalı olabilir, ama asla samimiyetsiz, adaletsiz olamaz.

Abarttığımı düşünen varsa kendisi ile tanışır ve anlatmaya çalıştıklarımı birebir görebilir. Ancak bu yazıyı kendisine okuduğumda başlangıçta kendisi olduğunu anlayamadığı için farklı bir sima ile dinledi ne zaman ki ondan bahsettiğimi anladı yüzü mahzunlaştı ve bu satırlara layık olmadığını anlatmak istedi ben de tek tek bunları yaşadığını örneklerle ona anlattım. Sonunda bir miktar ikna oldu ve bundan sonra böyle olalım dedi. Hani bir büyük geçerken; “Bu kişi her gece namaza kalkarmış.” demişlerde o güzel insan bir daha gece namazlarını aksatmamış ya onun gibi olayı algıladı.

Dostlar yaşayan bir ilim ehlini anlatıyorum. Kendisini on yılı aşkın süredir tanıyorum, birlikte yedik, içtik, para alış-verişimiz oldu, yolculuk yaptık ve ailece tanışıyoruz. Yaptığı işi merak edenler olmuştur, bu şekilde yaşayan bir adam ne iş yapar. Biz onu imam olarak tanıyoruz, ona din görevlisi ya da cami görevlisi diyemem. O gerçek manada bir imam. İmamın gerçek manasını bilenler bilir bilmeyenlerde araştırsın. Ben sadece şu kadarını diyeyim: hani eskiden bir köyün imamı varmış; öğretmen, muhtar, sosyolog, bilir kişi, sağlıkçı… uzun lafın kısası köyün önderi. Ben kendisinin yanında bulunduğum süre içerisinde bunların hepsini olduğunu gördüm diyebilirim, hatta fazlasını da gördüm desem yalan olmaz ama her şeyde burada anlatılmaz. Tabi ki elinden geldiği kadar , mesela sağlıkçı dediysek hasta tedavisi yapacak hali yok, ama yön vermesi yeterlidir, bazen sadece dinlemek bile bir insanı iyileştirir. Görevinin sorumluluğunu bilerek yaşayan önder insanlara çok ihtiyacımız var.

Ben eğitim üzerine araştırma yapmaya çalışıyorum. Çağın ihtiyaç duyduğu insan nasıl yetişir, ne yaparsak beyinlerdeki ve kalplerdeki kilitleri sökebiliriz? Arada tembellik yapsak da bu konuya kafa yorulması gerektiğini biliyorum. Düşündüğün eğitimci profiline yaklaşan oldu mu deseler hemen Sır Hocamı götürürüm. Bu portreyi yazma derdimde onun yetiştirici kişiliğini ortaya koymak. Üslubu beni her zaman hayran bırakmıştır. Onun dersinde daralan insan az bulunur. Her zaman süre ile konuşur, karşıda ki dikkati kontrol eder ve her an isminizi hocanın ağzından duyabilirsiniz. Ve mutlaka o mecliste konuşmanız gerekir, dersin sonunda tüm dinleyicilere söz verilir. Herkes kendi dünyasında öğrendiklerini bir iki cümle ile aktarır. Sohbeti dinlerken de ona göre dinler, bak sonunda söz verilecek bir şeyler kapmalıyım. Bir başka önemsediğim özelliği her şeyi biliyorum havası yoktur, onula konuşurken sanki sizle birlikte yeni öğrenen biri karşınızda zannına kapılırsınız. Mesela bir köşeye kurulup sorusu olan var mı, demez. Her şeyi muhabbetle öğretmeye çalışır. En bilgili olduğu konuda bile karşısındakini konuşturur ve sözlerine değer verir. Sadece hakikate ters bir şey varsa sonunda müdahale ihtiyacı duyar. Kendinizi o güzel insanın yanında her zaman önemli hissedersiniz.

Şöhretten kaçınma duygusu ile bazen kendini geri çekebilir, (Bu konu bazen kendisine engelde oluyor gibi düşünüyorum, muhabbetlerimizde bu konuyu zaman zaman dillendiriyorum ve size gelene kucak açın belli bir mesafede tutmayın, diyorum. Bir de kalemi eline almaktan çekiniyor, ben yazmasını da istiyorum.) onun harici çağrılan her yere koşar ve hayır yolunda kesinlikle yorulmaz. Belki yorulurda belli etmez, onu hasta az görmüşümdür. Her zaman yüksek bir enerjiye ev sahipliği yapar. İnsanda aşk varsa yorulmaz , gerekirse dağları bile deler, bugün bir şeyler yaparken yoruluyorsak hemen aşkımızı tazelemeliyiz.

Az önce beklenen dost geldi, mekanımızı şereflendi, gönlümüz genişledi, aşkımız tazelendi. Yoğunluğun altında ezilmemesi güzel, aynı gün içinde yapacak bir çok işi vardır, bazen dakikalar bile önemlidir onun için. Bir çok olay karşısında tevekkülüne şahit olmuşumdur. Elinden gelen sebepleri işler ve sonucu Yüce Allah’a bırakır. Güzel güzeli çekermiş, onunla hep güzel insanları anar ve ziyaret etmeye çalışırız. Bazen yolumuzun sonu mezarlık olur. Üçler mezarlığında nur yüzlü, medrese tahsilli, musikişinas, mutasavvıf Nuri Hoca ağabeyimizi, Konya’nın son dönemine mührünü vurmuş bir güzel adam Hacı Veyiszade Mustafa Hoca’yı ziyaret ederiz. Artık Tahir Hoca Efendi’de ziyaret listemize eklenecek. Allah cümlesine rahmet eylesin. Hacı Veyiszade Hocamız yetiştirdiği öğrencilerle, öncülük ettiği hizmetlerle , insanları seçmeden verdiği selamla anılıyor. Mustafa Hoca Efendi uzun süre Piri Mehmet Paşa Camisinde (Mevlana çarşısının yanında.) görev yapmış. Hayatından kesit sunduğum Hocam, Hacı Veyiszade’nin bugün ki yaşayan temsilcilerinden bana göre , güzel insanlar birbirlerine benziyor; çünkü onlar bir kişiye benzemeye çalışmışlar: İnsanlığın Önderi Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.).

Hani birileri diyor ; “Bu çağda olmaz, bu çağda yaşanmaz.” Biz örneklere bakarak olabilir diyoruz. “Nerede kaldı o güzel insanlar?” diyenlere iyi bakın çevrenize diyoruz . Kimileride “Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler.” diyorlar. Hayır buradalar ve yaşıyorlar. Rabbim iyi adamları bulmayı ve onların izlerini takip etmeyi nasip eylesin. Kuşatma ancak Hakikati yaşayama gayretinde olan insanlarla kırılacak; ağzından çok, gönlü, aklı ve eli çalışan insanlarla… Rabbim sayılarını çoğaltsın. Çevrenizde ne kadar çok güzel insan varsa kendinizi o kadar zengin sayabilirsiniz.
Allah’ım bizleri insan zengini olmamızı nasip eyle, Amin.

On bir yıldır talebesi olan Cihad Meriç yazdı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s