2013_mayısZaman, Yüce Allah’ın üzerimizdeki en büyük nimetlerinden biridir. Zaman, Allah’ın bize emanetidir. Tüm emanetler gibi, bu büyük emaneti de yerli yerince kullanıp kullanmadığımızdan hesaba çekileceğiz. Zamanın asıl sahibi Yüce Allah’tır. Bu yüzden zamanı, onun asıl sahibinin istekleri doğrultusunda kullanmak zorundayız.

İslam büyükleri, Allah yolunda geçirilmeyen senelerini ömürlerinden saymamışlardır. Çünkü O’nun yolunda geçirilmeyen her an israftır, boşa gitmiştir.

Bir hadislerinde Peygamberimiz (as) şöyle buyurur: Her yeni gün ve gece şöyle seslenir: Ey insan oğlu! Ben yeni bir ânım. Yaptığın işler konusunda ben sana şahidim. O halde beni hayır işleyerek iyi değerlendir ki senin lehine tanıklık yapabileyim. Zira ben bir daha geri gelmeyeceğim.”

İşte üç aylar dediğimiz Receb, Şaban ve Ramazan ayları, içerisindeki tarihi olaylar ve bu aylarda yapılması gereken çeşitli ibadetler sebebiyle diğer ayların önüne geçmiştir. Bu aylar, ibadet çarpanı daha fazla olan aylardır. Yüce Yaratıcı, yaramazlık yapan kullarına bu ayları tevbe, zikir, dua ve ibadet fırsatı olarak tanımıştır. Bu, diğer aylarda tevbe yapılmaz, ibadet edilmez anlamına gelmez. Ama ey gafil insan, hiç olmazsa bu aylarda kendine gel, aslına dön!” şeklinde bir yönlendirme sebebidir. Peygamberimiz sav Receb Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır diyerek böyle bir yönlendirme yapmıştır. Buna göre Müslüman, Receb de Allah’ın yanındaki durumunu gözden geçirecek, Şaban’da peygamberimize karşı tavrını ele alacak ve Ramazan’da ümmet olduğunun bilincinde kendine gelecektir.

Geceyi ihya etmek, onu diriltmek demektir. Buna göre herhangi bir gün yahut gece, Allah’a ibadet ve itatla geçirilirse diriltilmiş, gerçek anlamda yaşatılmış; eğer isyan ve günahla geçirilmişse katledilmiş demektir. Buna göre gece yahut gündüzü ihyâ, onu günahsız geçirmektir, onda yapılması gereken temel görevleri yerine getirmek demektir. Bu beş vakit namaz olabilir, helalinden rızık kazanma olabilir, ziyaret olabilir, dini öğrenme olabilir, Kur’ân okuma olabilir, tevbe ve dua olabilir, diğer herhangi bir ibadeti yerine getirme olabilir. Zaten biz ibadeti,Müslümanın müslümanca yaptığı her harekettir diye anlıyoruz. Örneğin beş vakit namazı kılmadığı halde sadece mübarek gecelerde namaz kılma eksik bir anlayışın sonucudur. Çünkü Müslümanlık mevsimlik bir elbise gibi, belirli gün ve gecelerde giyilen bir şey değildir. Kur’ân’da Rabbimiz Sana ölüm gelene kadar sen Rabbine kulluk et/ibadet et (Hıcr 99) buyurur.
Peygamberimizin bu mübarek aylarda okuduğu şu duayayı çok okuyalım.: (Allahümme bârik lenâ fî Recebe ve Şabân ve belliğnâ Ramazân) Allahım! Receb ve Şaban aylarını  bizim hakkımızda bereketli kıl ve bizleri Ramazan’a eriştir! Onun için, sadece bana değil; bu ayları bize mübarek kıl, onlar hepimize bereket, hayır ve huzur getirsin Allah’ım..

Bereket, , sayı çokluğu ve rakam kalabalığı değildir. Bereket, celal ve ikram sahibi olan yüce Allah, ile irtibatlı olmak, onunla hayır ve huzura ermektir.Dua, Allahım ifadesiyle başlıyor. Allahım ifadesi, kulun Allah’a ait olduğunun farkına varıp O’ndan kulunu sahiplenmesini istemektir.

Receb ayı, kulların barışa hazırlamak için savaşın Allah tarafından yasaklandığı dört haram aydan biri. Ne hazin ki haram aylarda bile, barış insanı olan Müslümanların kanı akmaya devam ediyor. Haramzâde müstekbirler, bu konuda da Allahın yasasını çiğnemeye devam ediyorlar.

Müslümanlar için bu aylar bir kulluk muhasebesi, iman ve amel testi için önemli fırsatlardır. Kuran ayına ve belki de yarın kadar yakın olan ölüm sonrası hayata hazırlanma fırsatıdır. Bu ise Kur’anla olacak, oruçla olacak, dua ile olacak, infakla olacak, kardeşlik ve diğer erdemleri yaşamak ve yaşatmakla olacak. İşte o zaman bu aylar bereketlenecek, hayatımıza güzellikler getirecektir.

Ve bizi Ramazan’a eriştir.
Hz. Peygamberin bu ifadesinde O, uzun yaşamayı, bereketli bir ömür sürmeyi istemiştir Çünkü ramazan Kur’an ayı, Ümmet ayı, infak ve ibadetler ayı. Çünkü Ramazan kullukta yoğunlaşmak, iman ve İslam rekoltesini yükseltme ayı.

“(Ey HABİBİM !) De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.” [Zümer 53]
Bu mübarek günler ve geceler, kendimizi denetleme ve değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve düşünmeliyiz.
Ey Allah’ı seviyorum diyen insan! Kulluk vazifeni yapabiliyor musun?
Peygamberimi seviyorum diyen Müslüman! O’nun sünnetini, ahlakını yaşıyor musun?
Kitabım Kur’an’dır dediğin halde emirlerine sarılıp yasaklarından sakınıyor musun?
Allah’ın nimetlerini yediğin halde, şükrünü yerine getiriyor musun?
Aç, biilaç, yoksul, kimsesiz, fakirleri koruyup, gözetiyor musun?
Ölümün hak olduğuna şüphe yok. Şu anda ölüme hazır mısın?
Kendi kusurlarını düzeltip tövbe ediyor musun?.
Geçen yılın bu mübarek gününde seninle beraber oldukları halde şu anda göremediğin eşin, dostun, akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çeki-düzen verebiliyor musun?
Evet, bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin ve gecelerin şuuruna varmak demektir.
Reklamlar