15 Kasım Perşembe / Hicrî: 1 Muharrem 1434

MERHABA DOSTLAR;
Bu hafta sizlerle kısaca hicret hakkında birkaç kelam edelim.

Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinin 1434. yılını idrak ediyoruz.

HİCRET, Allah’a (cc) kaçıştır.

HİCRET, hiçbir zaman batıla boyun eğilmemesi gerekliliğinin ortaya konulmasıdır.

HİCRET, İnancı hakim kılma gayretidir. Müslüman başkalarına göre kendisini ayarlayamayacağından, kendisinden istenilen vecibeleri yapabilmek için hicret eder. Peygamberimiz (sav); “En faziletli hicret Rabbinin kerih gördüğü şeyleri terk etmendir.” buyurur. [Nesai]

HİCRET, Hem kalp hem de kalıp iledir. Mümin kalbini boş ve yanlış fikirlerden hicret ettirir. Bedenini de kalp komutanının emrine vererek batıllardan hicret ettirir.

HİCRET, İlahi hesaba hazırlıktır. Hicretin gerçek sebebi ALLAHA kulluktur.

CAN DOSTLAR;

HİCRET, İnancını yaşaya bilmek için müsait zeminler hazırlamaktır.
İşte Peygamberimizin hicreti bunları gerçekleştirmek içindir ve şöyle olmuştur:
İnsanlığın yaratılış gayesini, ahiret inancını yitirdiği, insanî değerlerini kaybettiği, şirke, zulme ve her türlü ahlaksızlığa saplandığı bir dönemde Yüce Rabbimiz, Hz.Muhammed (A.S.)’ı son peygamber olarak göndermiştir.
Hz. Peygamber’in gönderilmesiyle ölmüş kalpler dirildi, pörsümüş vicdanlar merhamete kavuştu; insanlık iman sayesinde yolunu düzelterek, yeniden huzur buldu. Ancak Mekkeliler bu ilahi rahmetin değerini gereği gibi kavrayamadılar. 13 yıllık tevhid mücadelesinin sonunda, O ’na inanan bir avuç Müslüman’a kendi memleketlerinde yaşama hakkını çok gördüler.

Yüce Kitabımızda şöyle buyurulmuştur:
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” [Saf Suresi 8] Nihayet Allah, Habibine vahyederek Medine’ye hicret etmelerini bildirmiştir.

Sevgili Peygamberimiz de Peygamberliğinin 13. yılında ashabıyla beraber, yurtlarını, mallarını, hatta sahabeden birçoğu anne, baba, eş ve çocuklarını bırakarak Medine’ye hicret etmek zorunda kaldılar. İlahi nura susayan gönüller tarafından cihanşümul bir misafir olarak karşılanan Peygamberimiz’e, Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakarlığın bir benzerine tarih henüz şahit olmamıştır.

Bu müstesna olay Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmıştır:

“İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler; muhacirleri barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.” [Enfal Suresi 74] ayetiyle ALLAH Medine kapılarını açtı ve Ensar aracılığı ile yardım etti. Çünkü hicret anadan babadan yardan geçmekti.

SIRDAŞLARIM;

İşte bu yolculuk ,Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Hz. Ali’nin teklifiyle, Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

DOSTLAR;

HİCRET, Hak’kın batıla galip gelmesi ve İslam’ı tümüyle yaşamanın azmidir.
HİCRET, tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür.
HİCRET, Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir.
HİCRET, İlk Müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakarlığın doruk noktasıdır. CANANLAR; Bakınız böyle canını ve malını ALLAH yolunda seferber edenlerin mükafatı
“… Onlar hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; and olsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım…” [A li İmran Suresi 195]

CAN DOSTLAR;

Hepinize; günahların her türünden arınma, hakiki güzelliklere ulaşma, Allah’a isyandan uzaklaşma, Allah’a ibadete yöneliş olan gerçek hicretler diliyorum.

7 Aralık Salı Günü başlayan 1432 Hicri Yılı İslam alemine ve insanlığa mübarek olsun.

BU BİR SIRDIR.

Reklamlar