>
Peygamberimiz Mekke’ye gelmişti. Ancak Mekkeliler onu anlamadılar, dinlemediler, tanımadılar. O’da Mekke’yi terk etti. Aynı şekilde O, Taif’e de gelmişti. Onlar da O’nun kıymetini bilmediler. O da onları terk etti.

O halde peygamber, Medineliler gibi gönlünü peygambere açanlara gelir. Sünnetiyle gelir, güzellikleriyle gelir. Ama onun evimize, hayatımıza gelmesi için bizim bir şeyler yapmamız gerekir. Hiçbir şey yapmadan, alıcılarımızı onun tarafına çevirmeden, onun olmak için bir gayret ve çaba içerisine girmeden sadece gel demekle bu işin olmayacağını bilmeliyiz.

Hem, hep biz bekleyeceğiz ve hep o mu bize gelecek? Biz ona gitsek, ona gitmek için bir çabanın içerisine girsek! O hala kırk yaşında ve ümmetinin başında ise, ona gidelim, onun sünnetine, siretine hicret edelim. O, bizi bekliyor, hadis mecmuaları içerisinde bekliyor, ahlakı olan Kur’ân satırlarında bekliyor. Anlaşılmak ve yaşanmak için bekliyor bizi.

Yazının Tamamı

Barış Dini ve Sevgi Peygamberi /Doç.Dr.Ali AKPINAR
Allah Resûlü’nün Kur’ân âyetlerinde ve kendi sözlerinde geçen pek çok ismi ve sıfatı, bizim O’nu doğru olarak tanımamızda oldukça önemlidir.

O Rahmet Peygamberidir (Rasülü’r-Rahme, Nebiyyü’l-Merhame). O, belli bir kesime değil, tüm âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.

O, Müjdeci ve Uyarıcıdır (el-Mübeşşir, el-Beşîr; el-Münzir, en-Nezîr)

O, apaçık gerçektir (el-Hakku’l-Mübîn).

O, tutunulacak en sağlam kulptur (el-Urvetü’l-Vüskâ).

O, dosdoğru yoldur (es-Sırâtü’l-Müstakîm)
.
O, ışığıyla etrafını aydınlatan parlak bir yıldızdır (en-Necmü’s-Sâkıb).

O, aydınlatan bir kandildir (en-Nûr, es-Sirâcü’l-Münîr).

O, Allah’a çağıran bir davetçidir (Dâi ilâllah).

O, şefaati makbul bir şefaatçidir (eş-Şefî’, el-Müşeffe’).

O, ıslahatçıdır (el-Muslih).

O, Allah’ın sevgilisi ve dostudur (Habîbullah, Halîlürrahman).

O, güçlü delil ve kanıt sahibidir (Sâhıbü’l-Hucce ve’l-Bürhân).

O, Allah’ın seçtiği seçkin kişidir (el-Mustafa, el-Müctebâ, el-Muhtâr).

O, övülmüş, övülmeye lâyık kişidir (Muhammed, Ahmed, Mahmûd, Hâmid).

O, Güvenilir Muhammed’dir (Muhammedü’l-Emîn).

O, peygamberlerin sonuncusudur (Hâtemü’n-Nebiyyîn) (Kadı Iyaz, 189-195).

Yazının Tamamı

Reklamlar