>Can Dostlarım;

Adına küçük hac da denilen umre ibadeti,
Allah’ın yeryüzündeki evi, Ka’be’yi ziyaret ve tavaf ederek yapılan mühim bir ibadettir. Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’ında “Haccı ve umreyi Allah için tam yapın.” (Bakara Suresi: 196) ayetinde ifadesini bulan umre ibadeti, Hanefi ve Maliki mezheplerinde sünnet-i müekkede, Şafii ve Hanbelî mezheplerine göre ise, hac gibi farz bir ibadettir. Hali, vakti ve durumu müsait olan kardeşlerimizin ya hac ibadetiyle ya da müstakil olarak ömürde en az bir defa umre yapmaları, Rabbimizin in talebi olan güzel amellerdendir.

Yılda beş gün hariç, her zaman eda edilebilecek bu ibadet, Allah’ın yeryüzündeki evi Ka’bey’i ziyaret ederek tavaf, Safa ve Merve arasında say etmekten ibarettir. Kendisinde Arafat vakfesi bulunmadığı için, haccın küçültülmüşü olarak kabul edilmiştir.

Umre ibadeti son derece faziletli bir ibadettir. Onun fazileti hakkında Efendimiz (as)’dan birçok hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Bu mübarek Peygamber sözlerinden bazıları şunlardır:

“Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise, ancak cennettir. ” (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce).

“Hac ve Umreyi beraber yapınız; çünkü Hac ve Umre günahları ve fakirliği giderir. Tıpkı demir, altın ve gümüşün kir ve pasını körüğün giderdiği gibi… Kabul edilmiş haccın sevâbı ise ancak Cennettir.” (Nesâî)

En büyük mürşidimiz Efendimiz (as) bizzat kendisi hayatında iken umreler yaparak aynı zamanda fiili olarak ta bize örnek olmuştur. İbn Abbas (ra) Efendimiz (as)’ın umreleri hakkında şöyle buyurmuştur: “Rasûlullah (as) dört defa umre yaptı;

Hudeybiye umresi, bir sonraki yıl kaza umresi, ciraneden yaptığı umre, son olarak ta veda haccıyla beraber yaptığı umre.” (İbn Mâce)

Peygamber Efendimiz (as) ne buyuruyor: “Ramazan ayında yapılan umre, tam bir hac sayılır, yahut da benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbni Mâce)

Aziz dostlar,
Haccı Asgar da denilen umre ibadetinde Hacda olduğu gibi bazı semboller ve temsiller vardır.

Mikat, Allah ile buluşma ve kavuşmayı simgeler, ibadetin başlama yeri ve zamanını ifade eder.

İhram; Dünyaya ait olan her şeyden kurtulup, Allah katında üstünlüğün takvada olduğunu ve Allah indinde kulların eşitliğini sembolize eden iki basit bez parçasına bürünmekle sadece kimlik ve kişiliklerini ortaya koymayı temsil eder. Harem, savaşsız bölge; İhram, barış bayrağıdır. İhrama giren kişi önce Rabbiyle barışık olduğunu, sonra kendisiyle barıştığını ve nihayet bütün mümin kardeşleriyle barışmaya geldiğini ifade eder. Adeta kefenleri ile ölüm ve ölüm ötesi hayatın provasını gerçekleştirir. İhramla ölümü tadar. Dirilişi mahşeri yaşar ve bu ruh ile Allahın huzuruna çıkar. Kısaca hem “Ölmeden önce ölme” bilincini hem de manevi dirilişi kazanmaya çalışır. İhram yasaklarıyla, İnsanın başıboş bırakılmadığını Allah’ın koyduğu kurallara göre hareket etmesi gerektiğini hatırlar. Işığın etrafında dönen kelebekler misali kulun Allah’a olan sevgisini ifade eder.

Tavaf, teslimiyetin ve ilahi kadere boyun eğişinin sembolü sayılır.

Hacer-i Esvedi selamlama, Allah’a vermiş olduğu sözü yenileme anlamındadır.

Say, Allahın rahmetini o rahmetin bir eseri olan anne sevgisini ve şefkatini temsil eder. Say, dünyanın insanı aldatan ve Allah’tan uzaklaştıran yönlerinden kaçmaktır. Say, Allah yolunda gayret, dinamizm ve samimiyettir.

Tıraş olmak ise (Saçların kesilmesi) gerektiğinde saçını değil canını, canının yongası olan malını, nefsini, tüm varlığını ve güzelliklerini Allah yolunda verebileceğini temsil eder.

Aziz dostlar,
Muhabetimizi konu ile alakalı bir hadis-i şerif mealiyle bitirmek istiyoruz. Peygamber Efendimiz (as) buyuruyorlar ki: “Kim Ka’beyi ziyaret eder de cinsel isteklerinden ve dili ile zarar vermekten sakınırsa, anasından doğduğu günkü gibi tertemiz olur.” (Buhari ve Müslim)

Reklamlar