MERHABA CANLAR,
Bu haftaki konumuz nefsimiz ve nefsimizin kusurlarını bilmek. Canlar İnsan olabilmenin bazı şartları vardır. Bu şartlara uymak zorunludur. Bunların en önemlilerinden bir kaçı; kusur görmek, ayıp aramak ve muhatabı küçük görmektir. “Her insanın nefsâni huylarından ve hayvani ahlakından kaynaklanan bir çok hastalıkları var, eğer kişinin merhemi varsa onu kendi başına sürmesi gerekmez mi ? Kendi kusurlarını görmek, kendini ayıplamak o ayıbı iyileştirmenin merhemi ve ilacıdır.” Efendim ne kadar önemli değil mi ?

Peygamber Efendimizin çok önemli bir hadis-i şerifini dil ile değil, hâl ile yaşamanın tek yolu günahlarımıza gönülden tövbe istiğfar edip samimi olarak pişmanlık duymak. Elbette böyle bir pişmanlık yaşayan kişinin şefaatçısı da kâinatın efendisi olur. Cenâb-ı Hakk cümlemize böyle bir gönül tövbesi, hâl pişmanlığı nasip eder inşallah.
“Bir müminde gördüğün ayıp ve kusur sende yok ise kendinden emin olma, kendine fazla güvenme ! Olabilir ki; o ayıbı sende bir gün işleyebilirsin; senin de o ayıbın, kınadığın adam gibi halk için de yayılır etrafta duyulur. Şeytan yıllarca iyi bir adla ömür sürdü. “Azzazil” diye melekler arsında aziz ve muhterem tutuldu. Sonra rezil ve rüsvay oldu. Bak da gör ibret al, adı ne idi, şimdi ne oldu.
Zaten bir insan eğer başkalarının yanlışıyla eksik ve kusurlarıyla uğraşacağına, kendi eksik ve kusurlarını görüp düzeltme yoluna gitse bütün mesele hallolacaktır. Allah bir insana kendi eksik ve kusurlarını gören göz nasip ederse; başkalarında eksik ve kusur gören gözü de artık görmez olur. Cenâb-ı ALLAH Settar-ul uyubdur kimsenin ayıp ve kusurunu asla ortaya dökmez. Ta ki O kişi başkalarının ayıp ve kusurunu ortaya dökmedikçe. Allah birisinin perdesini yırtıp ayıp ve kusurlarını ortaya dökmek; insanlar arasında zelil etmek isterse o kişinin başkalarını kınamasına ayıplamasına müsaade eder ona bu fırsatı verir. Fakat; Cenâb-ı Allah bir kimsenin de; ayıp ve kusurlarını örtmek onun günahlarını affetmek isterse; O kişi de; ayıplara günahlara bulaşmış insanların dahi ayıp ve günahlarını artık göremez olur.
Eğer ki sen insanların ayıplarını gören iki gözünü kapatırsan ancak o zaman öteki âlemi gören mâna gözün açılır; yoksa hep kör olarak yaşar; öteki âleme de kör olarak gidersin.”

Efendim bildiğiniz gibi, bir Kur’an ayetidir bu, dünyada kör olanlar öteki âlemde de kör olarak dirilirler der. Elbette bu körlük zahiri değil batini. Demek ki bu âlemde başkalarında ayıp kusur gören gözümüzü kapamadıkça mânâ gözümüzde açılmıyor. Kur’an-ı Kerimde sözü edilen mânevi körlük içerisinde yaşıyor öteki âlemde de kör olarak diriliyoruz. Ayrıca Arz edilen öteki beyitlerden de şunu anlıyoruz ki; bizler başkalarında ayıp ve kusur olarak gördüklerimizi ortaya dökmedikçe Cenâb-ı Allah’ta bizlerin eksik ve kusurlarını ortaya döküp insanlar arasında zelil hor ve hakir bir hale getirmiyor.
Eğer Cenâb-ı Hakk tarafından hoş görülmek affedilmek bağışlanmak istiyorsak öncelikle kendimiz başkalarına karşı hoş görülü, bağışlayıcı ve affedici olmamız gerekiyor. Etrafımızdaki insanları kendi istediğimiz gibi bir adam yapamayacağımıza ve böyle bir şeyin asla mümkün olmadığına göre, mecburuz kendimizi Cenâb-ı Hakk’ın istediği gibi kul yapmaya; bunu başarmak nasip olursa; işte o zaman hiçbir sorun da kalmayacaktır.

CANLAR şu hikayeye kulak verelim:

“Adamın biri hapse düşüyor; koğuşta bulunanlar hemen yanına giderek “Geçmiş olsun, seni hangi kader rüzgarı buraya attı?” diye soruyorlar. Adam gayet sakin “ Anamı öldürdüm” diyor. Oradakiler birden hiddetlenerek ya hû sen ne kötü bir adammışsın insan hiç anasını öldürür mü diyerek onu kınamaya ayıplamaya başlıyorlar. İçlerinden biri hiç mi analık hakları aklına gelmedi, insan hiç anasını öldürür mü ? O sana ne yaptı, ne işledi ki onu öldürdün diye üzerine yürüyor. Anasını öldüren kişi kendini savunarak; anamı öldürdüm ama haklıyım çünkü o bir başkasıyla çok kötü utanılacak bir iş işledi diyor. İçlerinden biri, olabilir çok kötü de olsa sonuçta ana anadır.
Ananı öldüreceğine o İşi ananla yapan adamı öldürseydin diyor. Adam gayet sakin, eğer anamla o işi yapan adamı öldürseydim her gün bir kişiyi öldürmem gerekirdi. Çünkü anam o işi alışkanlık haline getirmişti. Her gün bir kişiyi öldüreceğime anamı öldürdüm kurtuldum diyor”
O nedenle de; Bu hikayeden sonra aynen şöyle buyuruyor: “Ey insan hikayede geçen ana senin nefsindir. Nefsinin sembolüdür. Aklını başına alda sende nefsini öldür. Çünkü o çirkin huylu nefsin yüzünden her gün; her an; bir adamın canına kast ediyorsun bu dünyada adamları öldürmekle bitiremezsin. Eğer kendi nefsini öldürür onun isteklerini hiçe sayarsan onu dinlemezsen, ha bire yaptığın hatalardan şundan bundan özür dilemekten den kurtulursun, hem de etrafında hiç çirkin huylu kötü adam kalmaz.”

CANLAR, HZ. ÖMER (R.A.)’DEN NASİHATLERE KULAK VERELİM:
1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.
2. Hakikati anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.
3. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.
4. Sırrını gizleyen murâdına erer.
5. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.
6.Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.
7. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.
8. Henüz vukû bulmamış şeylerden sorma.
9. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.
10. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.
11. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.
12. Düşmanlarından uzak dur.
13. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.
14. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.
15. Tâat ânında kendini zavallı gör.
16. Günah işlemek istersen sonunu düşün.
17. Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et.
Sözümü bir ayetle bitiriyorum. “Ey insanlar! Rabbiniz’e karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası için bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve ğarûr olan şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokman: 31/33)
Şeytanın en önemli hilelerinden biri, insana kendini tümüyle temize çıkartıp, suçlarını itiraf ettirmemesidir. Böylece insan, nefsini avukat gibi müdafaa eder. Şeytanı dinleyen nefis, kusurunu görmek istemez; görse de yüzlerce te’vil ile kılıf bulur. Ayıbını göremediği için insan, suçunu itiraf etmez, istiğfar etmez ve şeytana maskara olur. Ancak nefsini itham eden kusurunu görür. Kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Kusurunu görse, o kusur, kusurluktan çıkar; insan hatalarını itiraf edince, tevbe eder ve affa müstahak olur.

kaynak: Semazen / Nur Artıran

Reklamlar