>
MERHABA CAN DOSTLAR

İslam kişinin dinini ,aklını, malını, canını ve neslini korumayı hedeflemiştir.Bu korumayı yaparken işin temeline giderek ,çözüm yolunu göstermiştir. Bu çözüm yolunun reçetesi olarak da Kuranı göstermiştir. Rabbimiz İsra Suresinde Kuranın müminler için rahmet ,hidayet ve şifa kaynağı olduğunu bildirmiştir.

Kurân-ı Kerim, davranışlarımızı değerlendiren, bizleri hep iyiye yönlendiren bir rehberdir. Zararlı alışkanlık, Kurânın iyi
ve güzel görmediği, kısaca tasvip buyurmadığı her söz ve eylemdir. Bunların başında bugün pek çok insanın içerisine düştüğü alkol, uyuşturucu, sigara, zina-fuhuş, tefecilik-faiz gibi şeyler gelmektedir. Kurân, bunları kötü, zararlı, haram, günah, pislik olarak nitelendirir. Bu davranışlar, tarih boyunca insan toplumlarında hep görünen şeylerdir. Kurânın kesin olarak haram ve günah saydığı bu ve benzeri davranışlar aslında tüm İlâhî dinlerde de yasaktır.

Zararları net bir şekilde ortada olduğu hâlde, neden insanlar bu zararlı alışkanlıklara düşüyorlar ve neden onlardan kurtulamıyorlar , konusuna gelince Peygamberimiz (sav): “Allah’ım, senden faydalı bilgi isterim, faydasız bilgiden de sana sığınırım” duâsı iyi anlaşılmalıdır. Kısaca belirtmek gerekirse faydalı bilgi, eyleme dönüşen, hem kişinin kendisine hem de başkalarına yararı olan bilgidir. Faydasız bilgi ise, eyleme dönüşmeyen ve sonuçta kimseye yararı olmayan bilgidir.

DOSTLAR İdeal olan zararlı alışkanlıklara hiç bulaşmamaktır. Hastalığa hiç yakalanmamaktır. Kurân, insanın zararlı alışkanlıklara hiç bulaşmamasını hedefler. Nitekim Kurânda çeşitli yasaklara dikkat çekilirken yapmayın değil de yaklaşmayın ifadesi yer alır. Bunu şu örneklerde görebiliriz:
“ İkiniz (Hz. Adem ve eşi) şu ağaca yaklaşmayın (Bakara Sûresi, 35);
İşte bunlar Allahın belirlediği sınırlar, onlara yaklaşmayın.(Bakara Sûresi, 187); Fuhşun açığına da gizlisine de yaklaşmayın (Enam Sûresi, 151);
Zinaya yaklaşmayın. (İsrâ Sûresi, /32);
Yetim malına yaklaşmayın.. (Enam Sûresi, 152).”
Bu ifadelerde, yasakları yapmak şöyle dursun, onları akılların ucundan bile geçirmeme gereğine vurgu yapılmaktadır. Zira yasakları düşünmek, onlara yanaşmak, onları işleyenlerle beraber olmak, uzaktan da olsa onlarla ilgilenmek gibi şeyler, hiç beklemediği bir anda insanı onların içerisine düşürüverir.

CANLAR Yüce Allah(c.c.) genel olarak bizlere, tertemiz bir vücut, arınmış bir ruh, kirlenmemiş bir akıl ve beyin bahşetmiştir. Önemli olan, sahip olduğumuz bu nimetleri tertemiz olarak koruyabilmektir. Zararlı olan hiçbir şey küçümsenmemelidir. Bir kereden ne olur, bir kerecik tadına bakalım sonra bırakırız, gibi yaklaşımlar zararlı alışkanlıkların ağına düşmenin albenileridir. Akıllı insan, zararlı alışkanlıklara düşen insanların düştükleri acıklı hâlleri görüp, aynı durumlara düşmeyen kimsedir. Araştırmalara göre, zararlı alışkanlıklara düşen insanların önemli bir kısmı, merak ettikleri için bu alışkanlıkların ağına düşmüşlerdir. Çoğu insan zararlı alışkanlıklara düşme gerekçesi olarak, olumsuz şartları öne sürer, zamanın bozuk olduğundan, çevre ve arkadaşların kötülüğünden dem vurarak savunma mekanizmaları geliştirirler.

CANLAR, şimdi yaşadıkları toplumlarının bozuk olmasına rağmen, günahlara bulaşmadan yaşayabilen ve manen temiz kalabilenlerden Kurânın verdiği şu örneklere bakalım:

A-Hz. Adem in oğlu Habil, kendisini öldürmeye kalkan kardeşi Kabile şöyle karşılık verir: “Sen beni öldürmek üzere elini bana uzatsan da, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim, çünkü ben Âlemlerin Rabbinden korkarım. Dilerim ki, sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. Zaten zâlimlerin cezası da budur.” Mâide Sûresi, 28

B-Yusuf as. vezirin hanımı hikayesinde: “Doğrusu hanım ona sahip olmayı iyice kafasına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer (daha önceden) Rabbisinin burhanını görmemiş, koruma altına alınmamış) olsaydı, Yusuf da ona meyledebilirdi.” (Yusuf Sûresi, 24). Âyette Yusuf as. günaha düşmekten alıkoyanın Rabbin burhanı zikredilmektedir ki, bu onun zinanın haram oluşunu, zina yapanın düşeceği cezayı bilmesi, iç dünyasında günaha karşı ahlakî bir duygunun oluşmuştur.

C-Peygamberler başta olmak üzere pek çok insan toplumun bozulduğu, inançsızlık ve ahlâksızlık girdabına düştüğü dönemlerde bir başlarına da olsa temiz, inançlı ve ahlâklı kalabilmişlerdir. Bunun pek çok örneği Kurânda anlatılır. Firavunun sarayında onun eşi ve bir başka adam imanlarını koruyabilmişlerdir. Peygamberlerin peygamber olmadan önce, daha çocuk yaşta sergiledikleri tavırlar bunun en açık örneğidir. Hz. İbrahim peygamberin (a.s.) küçük yaşta puta tapanlarla mücadele edişi, Hz. İsmail’in babasının yanında koşmaya, çalışmaya başladığı bir çağda Allah yolunda kurban edilme konusunda gösterdiği tavır gibi.

D- Mağara ehli diye anlatılan bir grup genç, seçkinlerden olan babalarına ve topluma rağmen imanlarını koruyabilmişlerdir.

DOSTLARIM İnsan iradesi sayesinde pek çok güçlükleri aşabileceği gibi, bırakılmaz gibi gözüken alışkanlıkları, tiryakilikleri de terk edebilmektedir. Önemli olan bu gücü güçlendirmek ve işler hâle getirmektir. Bunun için yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

1-Doğru ve ikna edici bilgiler edinmek.
2-Yüce Allah’ı hesaba katarak yaşamak
3-Ahiret inancı ve hesap şuuruna sahip olmak
4-Toplumun kontrol mekanizmalarının çalıştırmak: Aile, çevre, arkadaş, toplum, medya ve devlet gibi etkili ve yetkili kişi ve kuruluşlar, üzerlerine düşeni lâyıkıyla yapmalıdırlar.
5-Hep Güzel Örnek Olmak: Her insanı izleyen, onu kendisine örnek alan kimseler vardır. Bu yüzden konumu ne olursa olsun herkes, çevresine iyi örnekler sunmaya çalışmalıdır.

CANLAR, netice olarak zararlı alışkanlıklara düşmemek için Kuranın yolunu takip edelim.

ALLAHA EMANET OLUN. BU BİR SIRDIR.

Reklamlar