>Merhaba can dostlar.
Allah bizleri bu âleme imtihan için gönderdi. ”Biz ölüm ve hayatı hanginiz daha güzel amel işleyeceksiniz diye denemek- imtihan- için yarattık.” [Mülk Suresi] buyurur. İlk insanla imtihan başlamıştır, son insana kadar da devam edecektir. Peygamberler dâhil, bütün mükellef insanlar bu imtihandan geçmiştir. Bundan kaçmanın ve kurtulmanın imkânı yoktur. Bu imtihanda her kulun kalbindeki iman kontrol edilir, niyetine bakılır. Bu imtihanla, mümin münafık birbirinden ayırt edilir. Yüce Allah’ı sevenlerle dünyaya gönül verenler, ortaya çıkar. Bu yapılanların neticesinde Cehennemin gereksiz, Cennetin de bedava olmadığı ortaya çıkıyor.
DOSTLARIM;
Kuran insana “Sadece iman ettik demekle Cennet’e girivereceğinizi mi sandınız?” diye sorar. Bu Yolda sınavlar vardır. Can sınavı, mal sınavı, iktidar, şan-şöhret sınavı, şehvet sınavı… Peygamberler de bu sınavdan geçtiler. Rabbimiz Bakara Suresi’nde “Biz sizleri açlık, korku, mallar ve sevdiğiniz canlarla imtihan ederiz.”buyurur.
CANLARIM;Tüm dünyada İslâm’ın zor zamanlarını yaşıyoruz. İslâm kişiliğine sahip çıkmak, onu kuşatmak, ondan onur duymak, onu yüreğinin bütün coşkusu ile selamlamak. Sanki yeniden bir sınav heyecanı taşımakla eş değer gibi geliyor. Bizlere servetler, Mekke’nin en güzel kızı ya da makamlar sunulsaydı bizler acaba “Sağ elime güneşi, sol elime ay’ı verseniz yine inancım veya Rabbimin rızası diyebilir miydik?
DOSTLAR; İnsan dünyaya bir defa gelir. Kendisine verilen yaşama fırsatını iyi veya kötü bir şekilde kullanır, sonra da bu âleme veda edip gider. Ahirette de “Ah şöyle yapsaydım, keşke böyle davransaydım.”diye dövünüp pişmanlık duymamıza fırsat verilmez. Kendimize şu üç soruyu sorup, bu sorulara cevap vermemiz gerekmektedir. Nereden geldik? Ne için varız? Nereye gideceğiz? Bu soruların cevaplarına gelince; Allah’tan geldik, imtihan için varız ve tekrar Allah’a gideceğiz. (Bakara, 2/156) Şayet kişi, şu geçici dünya hayatını nefsin bitmez tükenmez gayri meşru istekleri peşinde koşarak, şeytana ve onun arkadaşlarına boyun eğerek geçirir ise, ahiret hayatında çeşit çeşit sıkıntılara, çeşit çeşit azaplara duçar olur.
CANLAR; günahlardan kaçarken de Allah rızasını aramalıyız. DOSTLAR, bizlerin Allah’ın ateşinden korkarak ibadet edersek, efendisinin korkusundan ona itaat eden hizmetçi gibi oluruz. Yine cennet muhabbeti ile de kulluk etmemiz kendisine bir şeyler verildiğinde efendisine hizmet eden hizmetçi gibi oluruz. Biz ancak Yüce Rabbimiz’i sevdiğimiz ve O’na kavuşmak istediğimiz için ibadet ederiz. Urve b. Zübeyir rh. a. in bir hastalık sebebiyle bir dizinden aşağısı kesildi.
Buna karşılık o:” Benden ayağımın birisini alan Allah’a hamd olsun. Ya Rabbi, sen birisini aldıysan, diğerini bıraktın. Bir bela verdi isen, afiyet de verdin.” dedi ve o geceki Kuran okuma virdini, gece ibadetini ve terk etmedi. Yine Hz. İsa a.s. bir adama uğradı. Adam, gözleri kör, iki tarafı felçli, kötürüm bir halde yatıyordu. Bütün bu dertler içinde adam söyle diyordu:
– İnsanların çoğunu düşürdüğü hastalıktan beni kurtaran Allaha hamd olsun. Hz. İsa a.s. sordu: – Allah seni hangi hastalıktan kurtardı ki, şükrediyorsun? Adam su cevabi verdi:
– Ben, Allah’ın kalbime koyduğu marifet (Onu tanıma) nuru sebebiyle, kalbine koymadığı kimselerden daha iyi haldeyim.Hz. Isa a.s. doğru söylediğini belirtti, adamın elini tuttu, dua etti, o da şifa buldu.Bundan sonra bu adam Hz. İsa a.s in yakın arkadaşı oldu.
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, cennetin sıkıntılarla, cehennemin ise nefsin hoşuna gidecek şeylerle sarıldığını haber vermiştir. (Tirmizî,)
Kısaca imtihanın merkezi kalptir, kalpte aranan samimiyettir. Gayemiz iç ve dışımızla Allaha yönelmektir. Bunun için bir ayette: “Kötülükleri terk edip hakka dönmeleri için biz onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik (Araf, 168).” buyurulmustur . Sonuç olarak Müslümanlar dünya hayatının bir imtihandan ibaret olduğu bilincine varıp hayatlarını ona göre düzenlemelidir.Çünkü şu uzun gibi görünen altmış yetmiş yıllık hayat ahiret hayatının yanında bir gün ya da bir günün yarısı gibidir.
BU BİR SIRDIR.

Reklamlar