>
MERHABA DOSTLAR
Bu hafta mektubum üslup konusunda olacak. Önce şu üç başlığı anlayalım; NEZAKET, ZERAFET, LETAFET
NEZİH İNSANLAR SEVİLİR. İNSANI OLGUNLAŞTIRAN, YÜCELTEN KEMAL SIFATLARINDAN BİRİ DE YUMUŞAK HUYLU, İNCE RUHLU VE NAZİK OLMAKTIR. BU MEZİYETİN SAHİPLERİ, YANİ HALİM-SELİM İNSANLAR, DAİMA HÜRMETE VE SEVGİYE LAYIK OLURLAR. HİLİM OLARAK BİLİNEN BU SIFAT HEMEN HERKES TARAFINDAN SEVİLİR VE TAKDİR EDİLİR.
ALLAH, HALİMDİR CENAB-I HAKK’IN BİR İSMİ DE “HALİM” DİR. KUR’AN-I KERİM’DE MÜ’MİNLERE KARŞI ALLAH’IN ĞAFÛR VE HALİM OLDUĞU BEYAN BUYRULUR VE BU İKİ İSİM BİR ARADA ZİKREDİLİR. “ONLARA HALİM İSMİYLE MUAMELE EDER.” YANİ, CENAB-I HAK, GAFUR İSMİYLE MÜ’MİNLERİN GÜNAHLARINI AFFETTİĞİ GİBİ HALİM İSMİ İLE DE ONLARI HEMEN CEZALANDIRMAZ, ONLARA MÜHLET TANIR, MÜSAMAHA GÖSTERİR. KUSUR VE GÜNAHLARINDAN DOLAYI MÜ’MİNLERİN AZIKLARINI KESMEZ.

RASÛLULLAH, YUMUŞAK HUYLU VE NÂZİK İDİ.
“Sen Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki, onlara yumuşak davrandım Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar etrafından herhalde dağılıp giderlerdi.” (Âl-i İmran: 159)
DÂVA ADAMI, HİLİM SAHİBİDİR. KIRICI, KABA VE KATI İNSANLAR NE KADAR YÜKSEK BİR HAKİKAT VE ÖNEMLİ BİR DAVA SAHİBİ DE OLSALAR, İNSANLARA DAVALARINI KOLAY KOLAY KABUL ETTİREMEZLER. ONUN İÇİN HİLM SAHİBİ OLUNMALIDIR. RIFK; NEZAKET, HALİM-SELİM İNCE VE HASSAS DUYGULU OLMAKTIR, ZIDDI, KABALIKTIR.
NEZAKET, ÇOCUKLUKTA BAŞLAR. AİLELERDE VE OKULLARDA ÇOCUKLARIN NEZAKETLİ VE SAYGILI OLMALARINA BÜYÜK ÖNEM VERİLMELİDİR. DAHA KÜÇÜKKEN AİLESİNDE VE ARKADAŞLARI ARASINDA KABA SÖZLERE, KÜFÜRLERE ALIŞAN ÇOCUKLAR BÜYÜDÜKLERİNDE BU ALIŞKANLIĞI DEVAM ETTİRİRLER.
DOĞUŞTAN GELEN SERTLİK DEĞİŞTİRİLEBİLİR.
“BEN NE YAPAYIM, SUYUM SERT. DOĞUŞTAN SERT TABİATLI YARATILMIŞIM” DEMEK KİŞİYİ HAKLI ÇIKARMAZ. HZ. ÖMER DE DOĞUŞTAN SERT MİZAÇLI İDİ. AMA İSLAM’A GİRMESİYLE BİRLİKTE BU MİZACINI YALNIZ DİN DÜŞMANI MÜŞRİK VE MÜNAFIKLARA KARŞI KULLANMIŞ, MÜSLÜMANLARA KARŞI İSE ÇOK ŞEFKATLİ DAVRANMIŞTIR. NEZİH İNSAN, KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVAR.
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir tavırla önle. O zaman görürsün ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost oluvermiştir. Bu haslete ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak hayırdan büyük pay sahibi olan kimse kavuşturulur. (Fussilet 34-35)
NEZAKET GÜZELLEŞTİRİR,
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“RIFK (NEZAKET), BİR ŞEYE GİRDİ Mİ ONU MUTLAKA TEZYİN EDER (SÜSLER) GÜZELLEŞTİRİR, BİR ŞEYDEN DE ÇIKARILDI MI ONU MUTLAKA KUSURLU KILAR.” (Müslim, Birr, 78; Ebu Davud, Cihad, l)

HAYVANLARA BİLE KİBAR OLMAK GEREKİR.
HZ. AİŞE ANLATIR: “KENDİSİNDE DİKBAŞLILIK, AKSİLİK BULUNAN BİR DEVEYE BİNDİM. DEVE HIRÇINLIK ETMEYE BAŞLAYINCA, BEN DE İLERİ GERİ SÜRMEYE BAŞLADIM. BUNUN ÜZERİNE RASÜLULLAH (S.A.V): ‘RIFKLA, TATLILIKLA DAVRAN!’ DİYE MÜDAHALE ETTİ.” (Müslim, Birr, 75)
GÖSTERMELİK KİBARLIK OLMAZ
SIRF GÖRENLER KİBAR VE NAZİK DESİNLER DİYE KİBARLIK GÖSTERİLMEZ. GÖRGÜLÜ VE TECRÜBELİ BİR KİMSE, BU GÖSTERMELİK KİBARLIĞI DERHAL FARKEDER.
GÖSTERMELİK NEZAKET, YAMA GİBİDİR, HEMEN BELLİ OLUR. MÜSLÜMAN İSE SAMİMİ OLUR. ZİRA HZ.PEYGAMBER (S.A.V.)’E GÖRE “DİN SAMİMİYETTİR.” (Buhari, İman, 42)
NEZAKET SAHİPLERİ, ÖFKELERİNİ YUTARLAR
HİLİM VE RIFK SAHİBİ, YERSİZ YERE ÖFKELENMEZ, ÖFKELENDİĞİ ZAMAN DA NEFSİNE HAKİM OLUR, HİDDETE KAPILMAZ. ÂL-İ İMRAN 134. AYETTEKİ “ÖFKESİNİ YUTANLAR VE İNSANLARI AFFEDENLER.” ZÜMRESİNE DAHİL OLUR.

KONUŞMADA ÖLÇÜ İNSANI DİĞER VARLIKLARDAN AYIRACAK BELGESİ “BEYAN” (İFADE ETME, AÇIKLAMA) DIR. “BİZ İNSANA BİR ÇİFT GÖZ, BİR DİL VE İKİ DUDAK VERMEDİK Mİ?” (Beled, 8-9). BU DA “İKİ KERE BAK, İKİ KERE DİNLE VE BİR KONUŞ.” DEMEKTİR.
“RAHMAN OLAN ALLAH, KUR’AN’I ÖĞRETTİ. İNSANI YARATTI. ONA BEYANI, MAKSADINI ANLATMAYI ÖĞRETTİ.” (Rahman, 1-4)
“USLÛBÜ’L BEYAN, AYNIYLA İNSANDIR” İNSANIN KONUŞMA ÜSLÛBU, ONUN KİŞİLİĞİNİ ORTAYA KOR. KONUŞMA TARZINDAN SİZ ONUN NOTUNU VERİRSİNİZ.
DOSTLAR; İNSANIN EMİN OLMASI DİLİNE BAĞLIDIR.
Rasûlullah (SAV) şöyle der: “Belaya uğrama ve ondan emin olma kişinin diline bağlıdır.” (Camiüs Sağir, H.No: 3218)
Mevlana bu konuda şöyle der: “Dil, tencerenin kapağına benzer. Oynadı, açıldı mı, içinde ne yemek var anlarsın.”
“İnsan, dilinin altında gizlidir. Bu dil, ruh kapısının perdesidir. Bir rüzgar perdeyi kaldırınca, evin içerisi bize görünür.”

ÖYLE BİR SÖZ Kİ… SÖZ OLA KESE SAVAŞI, SÖZ OLA KESTİRE BAŞI.
AĞIZDAN ÇIKAN SÖZ YAYDAN ÇIKAN OK GİBİDİR.
AĞIZDAN ÇIKAN SÖZÜ SİLAHTAN ÇIKAN MERMİYE BENZETMİŞLER. ARTIK ONU GERİ DÖNDÜRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
DİL AĞACI; DİL BİR KELİME AĞACIDIR. AŞILANMIŞ BİR MEYVE İLE YABANİSİ ARASINDA NE DERECE FARK VARSA; TERBİYEDEN GEÇMİŞ BİR DİLLE, TERBİYE GÖRMEMİŞ BİR DİL ARASINDA O KADAR FARK VARDIR. BİRİ BAL GİBİ TATLI, DİĞERİ ZEHİR GİBİ ACIDIR.
KÖTÜ SÖZ, AMUDA KALKMIŞ AĞAÇ GİBİDİR.
“Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi? Güzel bir sözü kökü yerde sabit, dalları gökte olan bir ağaca benzetti. O ağaç, Rabbi’nin izniyle her zaman yemişini meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan pis bir ağaca benzer.” (İbrahim 24-26)

CAN DOSTLAR; GÜZEL KONUŞMAK ÇOK KONUŞMAK DEĞİLDİR, GÜZELİ KONUŞMAKTIR.
GÜZEL KONUŞMAK ÇOK LAF ETMEK DEĞİLDİR. O, ALLAH VE RASÜLÜ’NÜN SEVDİĞİ ŞEYİ AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTIR. GERÇEK TUTUKLUK, DİL TUTUKLUĞU DEĞİL, HAKKI BİLMEMEKTİR.

BU BİR SIRDIR…

Reklamlar