>
Merhaba dostlar.
Ramazan ayını Allah’ın emrettiği şekilde yerine getirme gayretinde olmak için nefsimiz ve şeytanla mücadele ettik. Bayramı artı ve eksisiyle dostlarla geçirdik, elhamdülillah. Fakat bu ziyaretleşmede farkında olmadan, insanlar bizi beğensin diye konuştuk; kişileri yüzüne karşı medh ettik, günaha götürecek lâtifeler yaptık, verdiğimiz sözü yerine getirmedik, konuşulacak yerde konuşmadık, konuşulmayacak yerde konuştuk, yalan söyledik, yalan yere yeminler ettik ve de gıybet ettik. Hâsılı bunlar bizlerden zuhur etti. Bu konuda iki cihan serveri ne buyurdu hiç düşündük mü?
O zaman şu sözlere kulak verelim:
Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan anlatıyor:
“Âdemoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: ‘Bizim hakkımızda Allah’tan kork. Zira biz sana tabiiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikâmette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız!’ derler.” (Tirmizi, Zühd 61)
Süfyan İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, uyacağım bir amel tavsiye et bana!”
Şu cevabı verdi: “Rabbim Allah’tır de, sonra doğru ol!”
“Ey Allah’ın Resûlü dedim tekrar. Benim hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir?”
Eliyle dilini tutup sonra: “İşte şu!” buyurdu.” (Tirmiz)
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır koşuşsun ya da sussun.”
Kişinin malayani şeyleri terki İslâm’ının güzelliğinden ileri gelir.”Münafığa “efendi” demeyin. Zira eğer ona efendim derseniz Allah’ı kızdırırsınız.” (Ebu Dâvud, Edeb)
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kim, insanların kalbini çelmek için kelamın kullanılışını öğrenirse, Allah Kıyamet günü, ondan ne farz ne nafile hiçbir ibadetini kabul etmez. Ben, haklı bile olsa münâkaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terk edene de cennetin ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum.” (Ebu Dâvud )
İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm huyurdular ki: “Allah’ın zikri dışında kelamı çok yapmayın. Zira Allah’ın zikri dışında çok kelam, kalbe kasvet (katılık) verir. Şunu bilin ki, insanların Allah’a en uzak olanı kalbi katı olanlardır.” (Tirmizi)
Bir adam ölmüştü, diğer biri, Rasulallah’ın (s.a.v.) işiteceği şekilde onun için şöyle söyledi; “Cennet (sana) mübarek olsun!” Rasulallah(s.a.v.) sordu; “Nereden biliyorsun? Belki de o malayani konuştu veya kendisini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti.” Kul (bazen), ALLAH’ ın (c.c.) rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarf eder de ALLAH (c.c.) onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazen) ALLAH’IN (c.c.) hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarf eder de ALLAH (c.c.), o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağı atar.” (Tirmizi)
Peygamberimiz (sav); “ ‘gıybeti’ Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!”diye tarif etmiş.
Peygamberimiz (sav) der ki, “Bir kimse kardeşini bir kusur ile ayıplarsa, o kimse ölmeden o kusuru işler.
Sevgili Peygamberimiz(sav) “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” (camius-sağir)
Evet, dostlar bu hadisler bizim her zaman ve zeminde ağzımızdan çıkan sözü kulağımızın duyması, neticesini düşünmeye davet eder. Allah’ın Rasülü kendinizi ilah yerine koyup, insanların kusurlarını araştırmayın, onlar tevbe eder, Allah onları affederde size de vebalı günahı kalır. Buyurarak sırra ulaşmanın metodunu gösterir. Peki, bizi bu yanlışlıklara götüren sebeplere gelince;
Gazap ve öfke, Kin beslemek, Hased ve çekemezlik, Kibir ve üstünlük taslamak, Kendini temize çıkarmak duygusu…
Gelin o zaman dostlar tövbe ve istiğfarla Rabbimize dönelim sırra ulaşalım.
Allah’a emanet olun.
Bu bir sırdır…

Reklamlar