>

Merhaba dostlar.
Bu hafta sizinle cami ve mescid hakkında bir kaç kelam edelim.
Camiler, Müslümanların cemaatle namaz kıldığı, topluca Allah’a ibadet ettiği yerlerdir. Arapça’da toplayan, bir araya getiren, buluşturup birleştiren manasına gelmektedir.İslam’ın ilk dönemlerinde mescid adı altında kullanılan cami, Osmanlılar döneminde bu isimle anılmıştır.
Camiler, yeryüzünün en hayırlı ve Allah’a en sevimli mekanlarıdır. Onun için Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “Allah’ın en çok sevdiği ve hoşlandığı yerler mescitlerdir.” (Müslim, 288) buyurmuştur. Caminin ehemmiyetini ifade eden bir ayet-i kerimede de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini, sadece Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler imar eder. Doğru yola ermiş oldukları umulanlar bunlardır. (Tevbe Suresi 18) Ayette yalnız Allah’tan korkan ifadesi önemli, Elmalılı tefsirinde; “ALLAH dan başkasından korkan yaptığı mescidi, birilerinin korkusu ile kendi eli ile yıkabilir.” der. Bu ayet, cami yaptırmanın ve imar etmenin öncelikle bir iman meselesi olduğunu ve bu işe Allah’tan korkan kimselerin destek verdiğini vurgulamaktadır. Allah Resûlü (s.a.v.) “imar” kelimesi yaptırmanın yanında ,cemaatin mescide devamlılığı olduğunu ifade etmiştir. Peygamber Efendimiz; Mekke’den Medine’ye hicret ederken, daha Medine’ye varmadan Kuba’da kaldığı günlerde bir mescit yaptırmış, Medine’yi şereflendirdikten sonra da hemen Mescid-i Nebevi’yi inşa ettirmiştir. Kendisi de taş ve kerpiç taşıyarak bizzat çalışmıştır.(Buhari) Peygamber Efendimizin evinin mescitle iç içe olması, camiye yakın olmanın, mescitlere gönül vermenin ve ibadet üzere bulunmanın lüzumuna işarettir. Peygamberimiz bu konuyu da şöyle açıklıyor: “Bir kimse yalnız Allah’ın rızasını umarak küçük veya büyük bir mescit inşa ederse, Allah da ona Cennette bir köşk ihsan buyurur.” (HADİSLE İSLAM)
Cami yaptırmak ne kadar önemli ise, camilerin bakımı ve tamiri, iç ve dışının temizliği ve aydınlığı, çevresinin tanzimi, bahçesinin düzenlenmesi ve cemaatin huzurla ibadet etmesinin sağlanması da o derece önemlidir. İslâm’ın ilk devirlerindeki mescitler sadece ibadet yapılan bir mabet değildi. Burada dini ve dünyevi işler konuşulur, eğitim, öğretim yapılır ve ilim halkaları kurulurdu. Erkek ve kadın bütün Müslümanlar, Hz. Peygamber’in ağzından dinlerini öğrenirler, birçok problemlerini burada çözerlerdi. Bazen askeri işler burada müzakere edilir ve gelen elçiler de burada kabul edilirdi. Yukarıda aktarılan bu bilgiler, Peygamberimizin camiye verdiği önemi göstermektedir. Bundan dolayı ecdadımız cami ve medreselerin yapımına büyük önem vermiş ve bu güzide tasarımlarla yapılan mekanları bütün müminlerin hizmetine sunmuştur. Kalıcı bir eser olarak minare ve kubbeleri ile dikkat çeken camilerimiz; tarih, sanat ve ibadet yönünden toplumun birlik ve beraberliğine, tanışıp konuşmasına, yardımlaşmasına, eğitim ve öğretimine, ülkenin kalkınmasına, sosyal hareketliliğine katkısı olan kurumlardır.
Kısaca camiler, Allah’ın Rasûlü ve O’ nun yolunda yürüyenlerin bizlere bıraktığı en büyük kültür mirasıdır. Bize düşen görev bu mirası devam ettirip yaşatmaktır. Bunu yapmanın yolu camilerin asli görevini canlandırmaktır. Bakara suresinde Rabbimizin “Allah’ın MESCİDLERİNDE Allah-ı anmaktan alıkoyandan daha zalim kim olabilir.” sorusu dikkate şayandır. Gelin dostlar mescitlerimizi imar edelim ki vuslata erişebilelim.
BU BİR SIRDIR.
Reklamlar