>

(İstanbul Fatih Camii/Cihad Meriç arşivinden)

MİSYON: Bir şahıs veya heyete verilen hususi ve belirli vazifedir.

İnsanlık Tarihindeki Kutlu Şahsiyetler: Peygamberler
“(Ey Habibim!) Bir zamanlar Rab’bin meleklere: “Şüphesiz ki ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” buyurmuştu?” (Bakara/ 30)

Bu ayeti kerimeden de anlaşılacağı gibi insan, Allah’ın halifesi olarak yaratılmıştır. İnsan bir an kafasını elleri arasına alıp, derinliğine düşündüğü zaman “Allah u Ekber” demekten kendini alıkoyamıyor. Yaratılan milyarlarca canlı ve binlerce alem içinde Allah-u Teala, insanı kendisine halife seçip, bu büyük onuru ve şerefi ona bahşediyor.
Nitekim Hz.Resulullah (s.a.v.) de bir hadisinde: “Allah’ın ev halkı, insanlardır” diyerek bu onura ve şerefe işaret etmiştir.

Halife olarak yaratılan insan, elbette ki bu halifeliğini icra edebileceği bir mekan ihtiyacı bulunmakta idi.

“Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı. Biz de (onlara) şöyle dedik: “(Ey Adem, Havva ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir zamana kadar bir yerleşme ve bir faydalanma vardır.”(Bakara/ 36)

Kendisi için yaratılan ve asıl yurdu/ asıl mekanı olan Cennetten çıkarılan insan için, artık hem yeni bir mekan (dünya), hem yeni bir hayat (dünya hayatı) ve hem de halifelik boyutunda rüştünü ispatlayacak imkan ve zemin ortaya çıkmış oluyordu.

Böylelikle dünyaya gelen insanın, nefsini ıslah etmesi, şeytanın telkinlerine kanmaması ve kendisine çok büyük nimetler bahşeden Rab’bine yönelip/ Rab’bine teslim olması gerekmekte idi. Bir tarafta akıl ve iman, diğer tarafta nefis ve şeytan! İnsanın dünyaya gelişi, bu büyük imtihan olayı içindir. Yani insan ya aklıyla ve imanıyla hareket edecek veyahut da nefsine ve şeytana tabi olacaktı.

“Ve amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur.” (Hud/7)

“İnsanlar hiç imtihan edilmeden, (sadece) “iman ettik!” demeleriyle (kendi hallerine) bırakılı verileceklerini mi sandılar?”
“And olsun ki (biz), onlardan öncekileri de imtihan ettik.” (Ankebut/ 2-3)

Bu ayeti kerimelerin de ifade ettiği gibi; bu dünya, insanın her yönüyle sınanıp denendiği bir imtihan mekanıdır. Dolayısıyla insan, bilmelidir ki başına gelecek olumlu-olumsuz her hâl; bu imtihan amacı çerçevesinde meydana gelecektir. Bu sebeple insan, bu dünya hayatında önüne hayırlı ve olumlu nimetler geldiğinde şükrünü, zahiren şer gibi görünen olumsuz durumlar geldiğinde de, sabrını ortaya koyabilmelidir. Nefsine ve apaçık düşmanı olan şeytana karşı daima uyanık olmalı ve onların aldatıcı söylemlerine kanıp, bu büyük imtihanı kaybedenlerden olmamalıdır.

Dersin devamı

Reklamlar